#blog#akademi #usmed

Dijitalleşmenin Müzik Piyasasındaki Olumsuz Etkileri

Gelişmekte olan ülkelerde iktisadî kalkınma ile birlikte halkın refah seviyesi yükselmekte; bu durum ise ilk etapta halkın tüketim kalıplarının değişmesine yol açmaktadır. Bu değişme hiç şüphesiz olumlu bir gelişme olarak iktisadî kalkınmayı da hızlandıran bir gelişmedir. Bu nedenledir ki iktisadî kalkınma sosyal ve kültürel kalkınma ile desteklenmediği müddetçe sürdürülebilir bir kalkınmanın sağlanması mümkün değildir. Türkiye gelişmekte olan bir ülke olarak son yıllarda yakalamış olduğu siyasi istikrarla birlikte hızlı bir kalkınma hamlesine girmiştir. Bu gelişme beraberinde halkın refah ve kültürel seviyesini de yükseltmiştir. Ancak bu gelişmeye rağmen Türkiye’de bazı kültürel alanlarda beklenen gelişmişlik seviyesine ulaşılamamıştır.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanoğlu, elindeki imkânları bilimin yararına kullanmayı amaç edinmiştir. Kişisel bilgisayarların yaygınlaşması, internetin keşfi ve sosyal medya gibi gelişmelerden sonra bilginin korunması, yaygınlaşması ve ulaşılabilirliğinin artması gibi konular ön plana çıkmıştır. İşte bu gelişmeler, insanın içindeki bilgiye hükmetme ve ona duyduğu açlıkla bir araya gelince dijitalleşmenin doğması kaçınılmaz hale gelmiştir. Dijitalleşme, her türlü analog bilginin, (yazı, resim, ses vb.) uygun dijital araçlarla (tarayıcı ve özel bilgisayar çipleri gibi) dijital forma dönüştürülmesi ve bu yolla bilginin işlenmesi, saklanması ve dijital ortamlara, ekipmanlara ve ağlara aktarılmasıdır.

Müzik, bir ülkedeki ortak kültürel değerlere sahip insanların duygularını ifade ediş tarzıdır. Müzik piyasasının gelişmişlik düzeyi aynı zamanda önemli bir gelişmişlik göstergesidir. Müzik piyasası halkın refah seviyesinin yükselmesi ile birlikte gelişen, zaman ve mekân tanımayan bir iletişim aracıdır.[1]

Dijitalleşme birçok endüstride olduğu gibi Türkiye’nin müzik endüstrisinde de etkilerini göstermektedir. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler sonucu müzik tüketim şekli değişiklik göstermektedir. Bu bağlamda, mp3 ve benzeri dijital müzik formatlarının tüm dünyada ve Türkiye’de giderek yaygınlaşması sonucunda ortaya çıkan dijital müzik kavramı müzik endüstrisi üzerinde oldukça önemli değişimlere ve gelişmelere yol açmıştır. Dijitalleşme, yenilikler gibi müzik endüstrisi için olumlu gelişmeleri beraberinde getirirken, teknolojiye bağlı olumsuzluklar da ortaya çıkmaktadır. Müzik endüstrisinde hızla meydana gelen gelişmeler sonucunda, dijital müziğin hem kullanım açısından hem de elde edilmesi açısından sağladığı kolaylıklar sayesinde tüketicilerin dijital müzik dosyalarına yasal ve yasal olmayan yollardan erişim eğiliminde artış görülürken, geleneksel yollarla dinleyicilere ulaştırılan fiziksel müzik albümlerine olan talepte azalış eğilimi ortaya çıkmıştır. Dijitalleşme sonucunda müzik endüstrisinde müziğe kolay ulaşabilme, müziğin taşınabilirliğinin kolay bir hale gelmesi gibi olumlu yönde gelişmeler olduğu kadar, kaydedilmiş kaset ve CD’lerin ticari amaçlı izinsiz kopyalanması ve çoğaltılması yoluyla korsan ürünlerin satılması, İnternet yoluyla müziklerin herhangi bir bedel ödemeksizin yasal olmayan yöntemlerle çoğaltılması ve paylaşılması gibi bir takım sorunlar da ortaya çıkmaya başlamıştır. Eserlerin izinsiz çoğaltılması ve dağıtılması fikri mülkiyet haklarının konusunu oluşturmaktadır. Türkiye’de fikri mülkiyet haklarının korunmasına yönelik düzenlemeler olmasına karşın, bazen yeterli olmamaktadır.[2]

Türkiye’de müzik endüstrisi dinamik ve gelişime açık bir sektör özelliği göstermektedir. Türkiye’ deki müzik endüstrisinin bu özelliği tüketicilerin müziğe ulaşma ve müziği elde etme şekillerini etkilemektedir. Aşağıdaki tabloda 2002–2007 yılları arasında bandrol dağılım miktarları temel alınarak hazırlanan yerli, yabancı CD ve yerli, yabancı kaset satış verileri görülmektedir:

  Yabancı CD

 

Yabancı Kaset Yerli CD Yerli Kaset Toplam
2002 1.114.522 1.061.232 4.909.261 30.136.434 37.221.449
2003 1.091.406 755.545 11.325.743 27.659.585 40.832.279
2004 1.562.010 935.468 13.562.880 27.874.109 43.934.467
2005 1.780.370 637.707 12.526.294 15.806.517 30.750.888
2006 1.788.003 300.510 13.558.571 9.010.990 24.658.074
2007 925.764 31.600 10.332.279 3.842.582 15.132.225

Kaynak: http://www.mu-yap.org/getdata.asp?PID=252, Erişim Tarihi: 28.04.2014.

Yıllara göre toplam yabancı ve yerli albüm satışlarını gösteren tablo aşağıdadır:

Yıllar Yabancı Albüm Yerli Albüm Toplam

 

2002 2.175.754 35.045.695 37.221.449
2003 1.846.951 38.985.328 40.832.279
2004 2.497.478 41.436.989 44.384.467
2005 2.418.077 28.332.811 30.750.888
2006 2.088.513 22.569.561 24.658.074
2007 957.364 14.174.861 15.132.225

Kaynak: Müyap bandrol satış verilerinden derlenmiştir.

Yukarıda verilen kaynaklar açıkça göstermektedir ki, dijitalleşme müzik piyasasını hareketlendirir gibi gözükse de, sonraları büyük bir darbeye maruz bırakmıştır. Sadece 5 yılda yerli albüm satışlarında 20.870.834 gibi büyük bir düşüş olurken, yabancı albüm satışları da %50’den fazla bir oranla düşerek 2.175.754’ten 957.634’e kadar gerilemiştir.

Aynı şekilde, yabancı kaset satışları yerli kaset satışlarına göre daha sert bir düşüşle düşmüş, 2007 yılında 31600’e kadar gerilemiştir. Öte yandan, yerli kaset satışları 30.136.434’ten 3.842.582’e gerilemiştir. Kaset satışlarının genel olarak düşüşünde dijitalleşmeyle ortaya çıkan yeni bir teknoloji ürünü olan CD (Compact Disk) rol oynamıştır. 2002’de 4.909.261 olan yerli CD satışı, iki yıl gibi kısa bir süre sonra 13.562.880’e çıkmıştır. 2005 yılında kısa süreli bir düşüş yaşayan yerli CD albüm satış rakamları, 2006 yılında 13.558.571’e kadar çıkmaktadır. Son olarak 2007 yılında ise, dikkat çekici bir şekilde 10.332.279’a gerilemiştir.

Türkiye’de müzik piyasasının daralmasının şümul bir şekilde tahlil edilebilmesi için son olarak toplam albüm satışları da irdelenmelidir. Nitekim 2002 yılında yabancı ve yerli toplam albüm satışı 37.221.449’ken, sadece beş yıl sonra 2007 yılında bu rakam 15.132.225’e kadar gerilemiştir. Elbette ki, bu değer kayıplarının altında başka sebeplerin de olduğu savunulabilir. Algı değişimleri, müzik kalitesinin değişimi, müziğin insan yaşamındaki payının azalması bunlara örnek gösterilebilir. Ancak Türk toplumunun müzikle ilgisini devam ettiren bir toplum olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Buna rağmen albüm satışlarının düşmesi, insanların albümleri almadığı halde dinleyebildiğini, yani korsana yöneldiğini göstermektedir. Gerçekten de Orhan Gencebay gibi dünyada albümü en çok satın alınan ilk 100 sanatçı arasına girmiş tek Türk olan büyük bir sanatçının bile albümlerinin yasal olarak satış rakamı 65 milyon civarında iken, bu rakamın korsan yapımlarla beraber 200 milyon civarı olduğunu görmekteyiz.[3]

Dijitalleşme insanların hayatına kolaylıklar getirdiği gibi, insanların bu kolaylıklar üzerinden suiistimallere, başkalarının haklarını kolayca gasp etmelerine de imkân vermiştir. Dolandırıcılık, sahtecilik ve özel hayatın gizliliğinin ihlali gibi durumlar bu duruma verilebilecek en bilinen örneklerdir. Korsan yapımlarla albümlere erişme de müzik piyasasında bunun en çarpıcı örneğidir. Bugün toplumdaki birçok fert takip ettiği sanatçının albümünü almak yerine internet vb. aracılığıyla kolayca edinebilmektedir. Özellikle mp3’ün yaygınlaşmasıyla evinde oturan bir kişi, tek bir tıkla albümler dolusu şarkıyı bilgisayarına ve diğer teknolojik aletlerine indirebilmektedir. Bu durumun müzik piyasasına çarpıcı bir şekilde yansıması kaçınılmaz olacaktır. Yukarıda verilen tablolar bu durumu gözler önüne koymaktadır.

Müzik piyasasındaki bu çöküşler, piyasanın aktörleri olan sanatçıları da etkilemiştir. Zamanının çok satan sanatçıları albümlerinin korsan indirilmesinin de etkisiyle piyasaya küsmüşler, daha değişken yollarla sanatlarını icra etmeye çalışmışlar (konser vb.) ya da piyasaya küsüp geri çekilmişlerdir. Dünya’da insanları mp3’le ilk tanıştıran sitelerden biri olan Napster’ın kurulması ve yaygınlaşması ile albüm satış oranları düşmeye başlamıştır. Birkaç yıl içinde aynı zamanda dünyanın en büyük plak şirketlerinden birine de sahip olan Sony firması da “mp3çalar” üretimine geçmiş, müzik endüstrinin ölümü yolunda büyük bir darbe vurmuştur[4]. Gelişen bu olaylar müziği de etkilemiş ortaya çıkan müziğin kalitesi de tartışılır olmuştur. Scorpions grubunun solisti Klaus Meine’nin şu sözü bu durumu özetler mahiyettedir: “Yeni nesil için çok endişeliyim. Çünkü asla bir Rolling Stones’ları, bir Scorpions’ları, bir Deep Purple’ları olmayacak. Çünkü endüstrinin geldiği bugünkü noktada onları motive etmek için gerekli unsurlar kalmadı.” Yine aynı şekilde dijitalleşmenin etkisiyle müziğin üretim aşamalarında da büyük gelişmeler meydana gelmiştir. Stereo’nun 1923’te icadı ve 1950’lerden itibaren tam manasıyla kullanılmaya başlanması[5] ve 1983’te MIDI  (Musical Instrument Digital Interface)’nin icadı ve 1990’lı yıllardan sonraki yaygınlaşmasıyla beraber[6], müzik üretmek kolaylaşmış, akustik enstrümanlara olan ihtiyaç ise azalmıştır. Bunun sonucunda, ortaya daha elektronik bir müzik altyapısı çıkmıştır. Bu sebepledir ki, bugün kimi müzisyenler kendilerine iş bulamamakta değişik sektörlere yönelmektedir. DAW  (Digital Audio Workstation) programlarının yaygınlaşmasıysa, herkesin kolayca kayıt yapabilmesine ve yayabilmesine olanak sağlamıştır. Geliştirilen binlerce efekt sayesinde, vokallik meziyetini haiz olmayan birçok insan müzik piyasasında yer edinmiş, yapılan müziğin kalitesi bir tartışma mevzusu haline gelmiştir[7].

Bütün bu bilgilerin ışığında, dijitalleşme bütün dünya piyasalarında etken olduğu gibi, Türkiye müzik piyasasında da etkilidir. Dijitalleşmenin getirdiği kolaylıklar, piyasanın çöküşüne yol açmıştır. Müzik piyasası daralmış, işlem hacmi küçülmüş ve aktörleri de bundan zarar görmüştür. Sanatçının hakkının korunması adına “Fikri Mülkiyet Hakkı” kavramı doğmuş, bu hakkı korumak adına MESAM (Türkiye Musiki Eserleri Sahipleri Meslek Birliği), MUYAP (Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği) ve MSG (Musiki Eseri Sahipleri Grubu Mesleği Birliği) gibi çeşitli kuruluşlar kurulmuştur. Bu vakıflar ve hükümetin atacağı adımlarla birlikte Türkiye’deki müzik piyasasının yeniden canlandırılması, kayıpların önlenmesi ve mağduriyetlerin önlenmesi amaçlanmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir