#blog#akademi #usmed

Pokemon Go’dan sonra sırada ne var ?

Niantic şirketi tarafından geliştirilen ve 6 Temmuz 2016 tarihi itibariyle yayınlanan artırılmış gerçeklik oyunu pokemon internet aleminde tabiri caizse fırtınalar estirdi.
Pokemon’un bu kadar çok konuşulmasının ardındaki ana sebep bir oyun olmasından ziyade oyunlaştırma yapması.
Peki nedir bu oyunlaştırma ?
Oyunlaştırma aslında bizim kendimizi bildik bileli hayatımızın içinde olan bir şey. Normalde sıkıcı gelebilecek bir eylemi çeşitli ödüllerle cazip hale getirmek. Çalışmanın sıkıcı olduğu ilkokulda karşımıza bir elma boyamak olan çıkan oyunlaştırma, bugün sağlıktan eğitime bir çok alanda çeşitli uygulama alanları bularak hayatımıza giriyor.

oyun

Pokemon Go oyunu ise temelde iki şeyi oyunlaştırdı. Bunlardan ilki yürüyüş yapmak, diğeri ise dünya haritası.
Bunları biraz açacak olursak; yürüyüş yapmak ‘gamer’ olarak adlandırılan kitle için ciddi bir sorundu. Bu insanlar bilgisayar karşısında saatlerce oturarak günlerini geçiren bir kitleydi. Kitleye eğer yürüyüş yaparsan oyunda ilerleyebilirsin denildi. Bunu diyen kişi de 90 kuşağının çocukluğundan vefa bağı olduğu bir çizgi film olunca tesir etti.
Diğeri ise konumun oyunlaştırılmasıydı ki bu insanlığın binlerce yıldır süren ‘oyun oynama’ tarihi için bir dönüm noktası oldu. Pokemon Go şöyle dedi: “Binlerce yıldır kullandığın bir dünya haritası var. Şimdi ben ona alternatif bir harita tanımlıyorum. Bu haritada başkentler yok. Sınırlar yok. Dini veya mili mekanlar yok. Sadece benim tanımladığı koordinatlar değerli!” dedi. Bu ifade size biraz keskin gelebilir hikayenin gideceği yer bu nokta.
Pokemon Go’nun bu iki meydan okuması bilindik oyun paradigmasını alt üst etti. Oyun konusunda en çok yapılan iki eleştiri şuydu. “Oyun oynayanlar sürekli oturuyor ve sürekli bilgisayar başında oldukları için sosyalleşemiyor.” Konum ve hareketin oyunlaştırılması bu paradigmayı terse çevirdi.
Bu da Pokemon Go’nun bu kadar çok konuşulmasını ve üzerine düşünülmesini sağladı.
Peki Pokemondan sonra ?
Bu sorunun cevabı çok zor değil. Kapitalizm öncelikle “Ninja Kaplumbağalar” gibi bilinen diğer oyunlar için bir oyunlaştırma yapacak. Etrafta ellerinde telefonlarla dörderli takımlar halinde gezen kişiler göreceğiz.
Peki biraz daha ileri gidersek; sonraki yıllarda yine benzer bir meydan okuma ile oyun sahnesine çıkabilecek bir oyunlaştırma olabilir mi ? Bu oyunlaştırma neyi temel alır ?
Tıpkı Pokemon’dan önce oyun sektörünün belli çıkmazlara girmesi gibi ilerleyen yıllarda hareketin ve konumun oyunlaştırılması da sıradanlaşmaya başlayabilecek.
İşte bu noktada karşımıza yeni bir oyunlaştırma alanı çıkabilir. Bu da ‘insanlığın oyunlaştırılması’. Sokağın değil sokakta hareket eden insanların oyunun bir nesnesi haline getirilmesi.
Burada bir virgül koyarak 1998 yapımı “They Live” filmine gidelim.
Filmde evsiz bir adam bir kiliseden bulduğu özel gözlükle dünyayı farklı görmeye başlıyordu. İnsanlara baktığında ise bazı insanların aslında uzaylı olduğunu görüyordu.
image004Elbette bizim hikayemizde uzaylılar yok. Fakat şöyle bir “Göz” ismine bir oyun hayal edelim. Akıllı gözlüğünüzü gözünüze taktınız, “Göz” oyunu açtınız ve yolda yürüyorsunuz. Gözlüğün kamerası karşıdan gelen insanların gözlerini tarayarak size puan kazandırıyor. İnsanların göz yapılarına göre farklı puanlar veriyor. Eğer sizinle aynı anda oyunu oynayan biriyle göz göze gelirseniz oyunda topladığınız güçlere göre bir düello yaşanıyor.
İşte bu noktada insanlar sokağa çıkıp daha fazla insanın gözüne bakmak isteyecek ve toplumun sıradan bireyleri oyunun nesnesi haline dönüşecek. “Toplum oyunlaştırılacak.”image006Bu oyunlaştırma ise tıpkı Pokemon Go gibi bir meydan okuma yaparak şunu söyleyecek: “Önceden kariyerinize, maddi durumunuza, dini veya siyasi görüşünüze göre belli hiyerarşiler oluşmuş olabilir. Bu oyun insanlığı baştan ele alıyor ve göz yapılarına göre bir hiyerarşiye koyuyor. Sıradan bir köyde yaşayan bir kişinin göz yapısı oyunda en çok puan kazandıran göz olabilir. Üst düzey bir yönetici ise tamamen sıradan bir puan kazandırabilir.”
Tıpkı Pokemon Go’nun dünya haritasını yeniden ele aldığı gibi “Göz” oyunu insanlığı oyunlaştıracak. Hikayeye elbette şirketler ve devletler de dahil olacak. Haber alma teşkilatları Pokemon Go’da konum bilgisi topladığı gibi konumun yanında insanların göz yapısı gibi biyometrik bilgiler ve kişinin o anki yüz haliyle mutlu olup olmadığı gibi daha spesifik özellikleri anlık olarak toplayacak. Milyonlarca kişinin ruh hali veri havuzlarına akacak. Toplumun mutluluğu, kızgınlığı termometre ile ölçülür gibi ölçülebilecek. Bu size çılgınca geliyorsa, Microsoft’un insanların yüzünden duygularını anladığı twinsornot.net projesine göz atabilirsiniz.
Markaların oyuna dahil olması ise zor olmayacak. Kişi yürürken bir marka logosu gördüğünde çeşitli puanlar kazanabilecek. Oyuncular farklı noktalardaki marka logolarını görmek için kilometrelerce yol katedecek.
Evet, Pokemon Go aşağıdakine benzer fotoğraflarla bizi şaşırttı. Fakat biz daha oyunun ve oyunlaştırmanın başındayız. İleride bizi bekleyen çok daha çılgınca oyunların üretilmesi kaçınılmaz. “Göz” oyunu bu ihtimallerden sadece biri.
Sorulması gereken soru ise sanırım şu:
“Türkiye olarak oyunun içinde mi olacağız yoksa bize sunulan giriş ekranında mı ?”
image008

Yazar:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir